Bu haber kez okundu.

Erdoğan: Artık harekete geçme zamanı, dokunulmazlığı kaldırmak ilk adım olacak
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24. Muhtarlar Toplantısı’nda konuştu. Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanlığını devraldığını kaydeden Erdoğan, “Adalet ve barış olmayınca birliğin ve dayanışmanın sağlanması da mümkün değildir. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. Dünyada Müslümanların yaşadığı sıkıntılara bakıldığında bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Teşkilatı, adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının sefaletle, terörle, cehaletle, insani dramlarla değil, parlak günlerde olduğu gibi insanlığın hayrına hizmetle anılması temennimizdir.” dedi. Kutlu Doğum Haftası'na dikkat çeken Erdoğan, “Geldiğimiz nokta ortada, terörde çok kayıplar verdik. 35 yıldır 40 bini aşkın insanımız bu topraklarda terörün kurbanı oldu. Önce ‘demokratik açılım’ dedik, ‘milli birlik, kardeşlik’ dedik, olmadı. ‘Çözüm süreci’ dedik, yine olmadı. Çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Ne olacak bu operasyonlar döneminde? Bu iş bitecek. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etme hakkı yoktur. Sonuna kadar tüm güvenlik güçlerimizle üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle, köy korucumuzla, dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Eğer başaramazsak, yazıklar olsun. Bunu başaracağız.” dedi. 
Türkiye’nin bugünkü sınırlarının son sınırlar olduğunu söyleyen Erdoğan, “Asıl amaçlarının bizi buralardan kazımak olduğunu biliyoruz. Kimse kusura bakmasın, artık o devir geride kaldı. Hem sınırlara sıkı sıkı sahip çıkacağız, hem de Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar gönül kapısını açık tutacağız. Mübadelede sorun yaratacak büyüklükte bir dini azınlık kalmayınca bu sefer Kürt kardeşlerimiz üzerinden yeni bir ırkçılık oyunu ortaya konmuştur. Kürt kardeşlerime soruyorum. Geçtiğimiz yılın temmuz ayından bu yana ne bölge halkının, ne de ülkemizin çıkarlarıyla ülkemizle en küçük bir ilişkisi var mıdır?” diye sordu. Şehitlerin namusları bildikleri vatanlarını müdafaa yolunda hayatını kaybettiklerini söyleyen Erdoğan, "Bu Kürt gençler ne için öldü? Pek çoğunun mezarı bile olmayacak. Kandil’deki baronların umurunda mı acaba? Bu örgüt kanla beslenir. Yaşatmak değil, sadece öldürmek için faaliyet gösteren terör örgütünü bölgemizden söküp atmadan yaşanan acıların önüne geçemeyiz.” dedi.

Terörle mücadelede çözümün ne olduğunu ise Erdoğan şu sözlerle ifade etti: “Çözüm içinse, alın size çözüm. Bunları zerresi bile kalmayıncaya kadar bu topraklardan attığımızda çözümü gerçekleştirmiş olacağız. O zaman önümüzde duracak hiçbir şey yoktur. Ne Avrupa Parlamentosu’nun (AP) rapor diye yayımladığı hezeyanlar, ne de Irak’ta, Suriye’de Libya’da akbaba gibi dolaşanlar Türkiye’yi durdurabilirler. Bu vesileyle AP’nin Türkiye raporu ve kararıyla ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Bu raporun ve kararın sadece iki başlığını anlatayım. Gerisini siz zaten tahmin edersiniz. Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye’nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Vah vah vah. Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi, bana geldi. Anladınız değil mi?” 

AP’nin Türkiye İlerleme Raporunda Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulması çağrısı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Yapan kim? AB üyesi ülkelerin temsilcilerinden oluşan parlamento. Başkanları da zaten garip garip açıklamalar yapmıştı. Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren 135 nükleer santrali ne yapacağız? Türkiye’yle ilgili bu kaygı nereden kaynaklanıyor? Rapora bakıyorsunuz, Kıbrıs, Ege konusunda aynı sakat yaklaşım. Yargı bağımsızlığı, basın, ifade, toplanma özgürlüğünde aynı sakat bakış açısı. Güneydoğu’da yaşanan olaylarla ilgili yalan yanlış ifadeler. Bizim tepkimiz raporun yapıcı değil, yıkıcı bir anlayışla hazırlanmasındadır. AB’yle ilişkimiz göçmenler, vize serbestisi, müzakereler gibi olumlu bir dönemde önümüze getirilmesi provokatif bir yaklaşımdır. Temenni ederim ki Avrupalılar bunu görürler. Bundan sonra ne olur bilemiyorum.” dedi.

Dokunulmazlık konusuna da değinen Erdoğan, şöyle devam etti: “Unvanı milletvekili ama kendisi arabasında teröristlere silah taşıyor, evini karargah haline getirmiş, yargı güçlerine, polisimize hakaret ediyor, kürsüden terör örgütünü savunuyor. Niye? Çünkü dokunulmazlığı var. Böyle dokunulmazlık olur mu? Amacı bellidir. Kürsüden ifadelerin için dokunulmazsın. Ama siz bu imkânı tutup da terör örgütünü desteklemek için kullanırsanız eninde sonunda dokunulursunuz. Meclis'teki çalışmaları takdirle karşılıyorum. Tabi önümüzdeki hafta bu işin meclis süreci başlayacak. Mevcut dokunulmazlık dosyalarının tamamı yargıya intikal ettirilecek. HDP bırakın Türkiye partisi olmayı, Kürt kardeşlerimin temsilini, bu coğrafyanın tüm insanlarına ve değerlerine düşmanlık etmek üzere kurulmuş bir parti durumundadır. İnsanımızın ve değerlerimizin ne kadar kutsalı varsa; bayraktan, ezandan, İstiklal Marşı’ndan, vatandaşın sakalından rahatsız olan bir parti bu toprakların partisi olamaz. Sabretme dönemini geride bıraktık. Artık harekete geçme zamanı. İnşallah dokunulmazlık meselesi bunun ilk adımı olacak. Arkasında bu tür ihanet şebekelerinin kökünü kazımak için ne yapılıyorsa yapılacak. Milletimiz bu mankurtları daha fazla taşımak zorunda değildir. Kurtuluş savaşımızı verirken nasıl net çizgiler çizdiysek, bu şekilde zafere ulaştıysak bugün de aynı noktadayız.”

CİHAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.